"Sigaradan yanmış gırtlağım, koyu
kahve içen, düzensiz uyuyan bir yaratığım. sabahları 1+1 evimden kalkar, yıllar
önce alınmış arabama binerim. İşe gitmek ve geri gelip hazır yemeğimi yemektir
amacım. Düzenli, tertipli kimseyle kesişmeyen hayatım."
"Saçlarımı altın rengine boyadım. Yeni hayatımın ilk günü. Çalışmam lazım yeni hayatımın ilk gününde. İşe
giderken yanımda düşünce işaretlerini taşımalıyım. Yeni hayatımda kopmamalıyım
işaretlerden. Ne zaman dip boyam gelir endişesinden uzakta kalmalıyım. Yeni
hayatım saçımla başlar. Çılgın değil özgürüm."
Ne zaman, ne kadar zaman geçti de keşke demedik biz. Ne kadar zamandır
yaptıklarımızdan pişman olmadık? Düzenimizden pişmanlık. Çılgınlıklarımızdan ve
özgürlüklerimizden.İlk zaman makinesi tasarımı fikri ile beraber, ilk olarak dinozorlar fikri gelir aklıma. Yaptıklarımı değiştirme fikri gelmez. Zaten geçmişe müdahale yasaktır, kötü sonuçlar doğurur.
İşte tam burada son iki yüz dönülürken aklımıza yeni bir şey geldi. Silmek. Silebilmek. Ya da silebilen biri. Herhangi bir şeyi silmek fikri, evrim geçirmeyeceği anlamına gelmez. Elbette ki bu fikir yeni bir kapıyı açmaya ya da silmeye dönüşebilir. Filmde burada başlıyor benim için. Kısa bir süreyi silmek. Ama bu silme fikrinin erdem tarafını işleme ve sonuçlara bırakıyor.
Hafızayı silmek ne
kadar doğru (ne kadar yanlış?) sorusu bir yana; yaşanmışı silmekten
vazgeçmek fikri de ortaya çıkıyor. Tabi bu fikirler ortaya çıktıkça
silinenin ne olduğu aynı yaşanmışlıkların yaşanabilmesi, karşılaşabilmek veya
bu olayları herkesin silmesi.
Eternal Sunshine
of the Spotless Mind içinde soru işaretlerini az tutan ve sizin için ilginç bir
şekilde cevaplayan bir film. Zaten sloganı “her şeyi unutursun, peki ya
aşkını" şeklinde gelince sizde de bir soru cevap bütünlüğü
oluşuyor.
Filmin başrollerini paylaşanlardan
Jim Carrey’i; yansıttığı mutsuz ve sıradan insan tiplemesiyle çok beğendim. Ama
bu tiplemesiyle. Kate Winslet tercihinde ise biraz takıldım. Keza
Kate Winslet, rol için "ağır kaçmış" ifadesini
neredeyse film boyunca kullandığım gerçeğini saklayamam. (Kendisi ne kadar
“ağır” olsa da Akademi Ödülü adaylığını kapmış.)
Soruları
kendinizde cevaplamak isterseniz; hakkınızdır. Fakat en azından bir kere
izlenebilecek güzel bir film. Tabi Memento’dan önce izlememeniz
koşulu ile.
Filmin adını aldığı dizeleri yazmak borcumdur, sanırım.
Filmin adını aldığı dizeleri yazmak borcumdur, sanırım.
Sevgi ve
saygılarımla.
Unutulan dünyadan, dünya unuturken.
Lekesiz zihnin sonsuz ışığını.
Her dua kabul olunmuş ve her istek
bırakılmış.
Alexander Pope
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder