1 Ağustos 2013 Perşembe

To Montauk

"Sigaradan yanmış gırtlağım, koyu kahve içen, düzensiz uyuyan bir yaratığım. sabahları 1+1 evimden kalkar, yıllar önce alınmış arabama binerim. İşe gitmek ve geri gelip hazır yemeğimi yemektir amacım. Düzenli, tertipli kimseyle kesişmeyen hayatım."
"Saçlarımı altın rengine boyadım. Yeni hayatımın ilk günü. Çalışmam lazım yeni hayatımın ilk gününde. İşe giderken yanımda düşünce işaretlerini taşımalıyım. Yeni hayatımda kopmamalıyım işaretlerden. Ne zaman dip boyam gelir endişesinden uzakta kalmalıyım. Yeni hayatım saçımla başlar. Çılgın değil özgürüm."
Ne zaman, ne kadar zaman geçti de keşke demedik biz. Ne kadar zamandır yaptıklarımızdan pişman olmadık? Düzenimizden pişmanlık. Çılgınlıklarımızdan ve özgürlüklerimizden.
İlk zaman makinesi tasarımı fikri ile beraber, ilk olarak dinozorlar fikri gelir aklıma. Yaptıklarımı değiştirme fikri gelmez. Zaten geçmişe müdahale yasaktır, kötü sonuçlar doğurur.
İşte tam burada son iki yüz dönülürken aklımıza yeni bir şey geldi. Silmek. Silebilmek. Ya da silebilen biri. Herhangi bir şeyi silmek fikri, evrim geçirmeyeceği anlamına gelmez. Elbette ki bu fikir yeni bir kapıyı açmaya ya da silmeye dönüşebilir. Filmde burada başlıyor benim için. Kısa bir süreyi silmek. Ama bu silme fikrinin erdem tarafını işleme ve sonuçlara bırakıyor.
Hafızayı silmek ne kadar doğru (ne kadar yanlış?) sorusu bir yana; yaşanmışı silmekten vazgeçmek fikri de ortaya çıkıyor. Tabi bu fikirler ortaya çıktıkça silinenin ne olduğu aynı yaşanmışlıkların yaşanabilmesi, karşılaşabilmek veya bu olayları herkesin silmesi.
Eternal Sunshine of the Spotless Mind içinde soru işaretlerini az tutan ve sizin için ilginç bir şekilde cevaplayan bir film. Zaten sloganı “her şeyi unutursun, peki ya aşkını" şeklinde gelince sizde de bir soru cevap bütünlüğü oluşuyor.
Filmin başrollerini paylaşanlardan Jim Carrey’i; yansıttığı mutsuz ve sıradan insan tiplemesiyle çok beğendim. Ama bu tiplemesiyle.  Kate Winslet tercihinde ise biraz takıldım. Keza Kate Winslet, rol için "ağır kaçmış" ifadesini neredeyse film boyunca kullandığım gerçeğini saklayamam. (Kendisi ne kadar “ağır” olsa da Akademi Ödülü adaylığını kapmış.)
Soruları kendinizde cevaplamak isterseniz; hakkınızdır. Fakat en azından bir kere izlenebilecek güzel bir film.  Tabi Memento’dan önce izlememeniz koşulu ile.
Filmin adını aldığı dizeleri yazmak borcumdur, sanırım.
Sevgi ve saygılarımla.
Unutulan dünyadan, dünya unuturken.
 Lekesiz zihnin sonsuz ışığını.
 Her dua kabul olunmuş ve her istek bırakılmış.
Alexander Pope

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder